Değişim Düşüncede Başlar

Güncelleme tarihi: 4 May 2021



Yaşam sürekli olarak yenilenir, değişir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” çok güzel bir ifadedir. Değişime, akışa ve olana direnen sadece insandır. Olan her ne ise bizi her zaman bilinç olarak iyileşmeye, evrimleşmeye doğru götürür. Zamanda şeklen görünenin iyilik olarak algılanmaması, insan doğasının alışılagelmiş düşünme şekli gereği anlaşılır bir durumdur elbette. Ancak iyilik ve esenlik halinin geliştirilmesi için düşünme şeklinin tersine çevrilmesi gerekir. İnsan doğası, dış koşullarda bir değişim olursa huzura kavuşacağına inanma eğilimdedir. Bu sebeple hep, bir başkası değişsin, koşullar değişsin isteriz. Ancak bu sebep ve sonucun yanlış bir yorumudur; çünkü ancak sen değişirsen dünyan değişecek. Dışımızda zannettiğimiz her şeyin, aslında iç dünyamızın bir yansıması olduğunu anladığımız ve bunu tam olarak kavradığımız noktada içe bakma sorumluluğunu alabiliriz. Düşüncelerini değiştirmeye karar vermek ve iç muhasebeni yapabilme kararlılığı değişimin ilk adımıdır.

Zihin yaşam gücümüzün en etkili formu

Düşünceler somutlaşır ve illüzyon dünyasında şekle bürünür ve yaratıma girer. Yaşamımızdaki olaylar aslında tamamen kendi seçimlerimizin bir sonucudur. Sebep içeride sonuç ise dışarıdadır. Yaratımın her seviyede başlangıç noktası düşüncelerdir. Görünen, kullanılan, inşa edilen, icat edilen ve tüm insanlığın ortak bilincine işleyen tüm somut kavramlar önce bir insanın düşüncesinde başlamıştır. Fikirler onlara inananlar artıkça bir realite haline gelir. Düşüncelere duygu enerjisini kattığımızda, duygunun titreşimine, yüksekliğine ve sürekliliğine bağlı olarak zamanda yaratım hızı belirlenmiş olur. O sebeple netlik, niyetin sürekliliği ve inancın kuvveti önemlidir. Aşırılık her zaman yaratımı engeller, her şeyde denge ve orta yolu bulmayı öğrenmemiz de gerekir. Aşırı derecede başarılı olma isteği veya başarısız olma korkusu da değişim için belirleyiciler arasındadır. Örneğin ummak ve dilemek belirsizliği ima eder. Umuyorsan gelecek zamanı düşünüyorsundur ve bir şeyi istemeye devam ettiğin sürece onu istemeye hep devam edeceksin. Çünkü bilinçaltında aslen “var olmadığa” inanıyorsundur. İstemek, olmadığının bir onayıdır ve istekler her zaman gelecekte merkezlenir. Hayal kurmak yaratmaktır, ancak evrene onun doğru bir kopyasını iletiyor olmalıyız, yani zaten olmuş gibi, zaten sahipmişsin gibi düşünmek lazımdır. Ancak gereğinden fazla çaba ve arzu da oluşuma engel olur.


Dikkatimizi neye yoğunlaştırırsak onun varlığı yaşamamızda artar. Bunu en basit anlamda algıda seçicilik olarak hepimizi bilir ve deneyimleriz. Bir fikri düşündüğümüzde onunla ilgili daha çok örnek karşımıza çıkmaya başlar. Dikkat verdiğimiz her şey çoğalır, sonra da buna tesadüf deriz, hatta bazen şaşırırız. Ancak evren böyle işler, dikkatini yönelttiğin, öğrenmek istediğin, gözlemlediğin, odaklandığın her ne ise onu sana doğru getirir. Uzun süre, coşkuyla istediğimiz, olmuş gibi hissettiğimiz her şey zaman içinde yaşamımızda sabitlenir ve kalıcı hale gelir. Düşünceye olan inanç ne kadar sabit ise o oranda dış dünyada sabitlik kazanır. Bu her şey için geçerlidir. O sebeple olumlu veya olumsuz; en olmadık, olağanüstü durumlar bile sadece onu hayal eden insan için bir gerçeklik halini alır. İster buna evrensel akıl deyin, ister Yaratıcı deyin ya da Allah, Tanrı deyin… Kaynak istediğiniz, çağırdığınız ve olmasını beklediğin her şeye Ol’sun der. Çünkü bizi kendi suretinde ve kendisi gibi birer eş yaratıcı olarak yaratmıştır. Herhangi bir şeye pozitif odaklandığımız gibi negatif olarak da farkında olmadan odaklanıyor olabiliriz. Bu noktada olumlu ve olumsuz fark etmez, odak her zaman odaktır. Herhangi bir şeyi yok farz etmek, o şeyden veya kişiden dikkatini, ilgini esirgemek o varlığa yapılabilecek en büyük zarardır. Bilmeden yok varsaydığın eğer senin için değerliyse, bir süre sonra o hayatından gerçekten yok olacaktır. Bu evrenin matematik formülüdür. Bu noktada kıymet bilmenin önemi de ortaya çıkar. Kıymet verdiklerine, zaman, ilgi ve dikkat vermek onları yaşatmanın tek yoludur. Şükretmek de bu açıdan bir şeyin varlığını hayatımızda çoğaltmaya sebep olur. Şükrettikçe kıymet bildikçe, ilgi, özen ve dikkat gösterdikçe onlar hayatımızın bereketine eklenir.