Nefesin Gücü

Güncelleme tarihi: 4 May 2021




Bu bir ‘ilk an’, artık bu sayfada bilişsel gelişim alanında konularla sizlerle birlikte bir farkındalık yolculuğunda olacağız. Sevgiyle kalın.

Oğuz Kömürlü

Nefes Terapisti ve Yaşam Koçu

@ogzkmrl


Nefesin Gücü

Dünyaya geldiğimiz anda yaptığımız ve bildiğimiz ilk şey nefes almaktır. Doğduğumuz andan bugüne dek otomatik olarak nefes aldığımız için nefes alıp vermek bilinçli farkındalık alanımızın dışında kalır. Nefes almak ve vermek sadece soluk alıp vermek değildir ve aslında insan ‘nefesle can bulur’.


Solunum, organlarımızın çalışması için fiziksel bedenin yaptığı hayati işlemdir. Biz insanlar çoğunlukla günlük hayatta kapasitemizin %30 ile solunum yapmaktayız. Ancak nefes aynı zamanda bizim yaşamla ve kaynakla aramızdaki en gerçek bağdır. Bir balığın suyun içinde olduğunu bilemediği gibi biz de içinde olduğumuz yaşam enerjisinin sınırsızlığını ve olasılıkların sınırsızlığını fark edemeyiz. Yaşamı,’ nefes ve bilinç kapasitemiz nasılsa öyle deneyimleriz. Her nefes alışımızda bilincimizin izin verdiği oranda enerjiyi içimize alır, bedenimize doldururuz ve nefesi verirken de içimizde tuttuğumuz eski enerjiyi serbest bırakırız.


Nefes bu bilinçle alındığında sadece soluk alıp vermek olmaktan çıkar. Yaşayabilmek için aldığımız nefes sadece aldığımız soluktan ibarettir. Bilinçle doldurulmamış her eylem içi boş, amaçsız, yararsız ve işlevsiz bir harekete dönüşür. Bu durumda yaşamı devam ettirebilmek için içimize çektiğimiz oksijen, bilinçsizce karın doyurmak için yediğimiz yemek, ne yaptığımızın farkında olmadan kurduğumuz ilişkiler derken gerçek varoluştan kopmuş bir halde buluruz kendimizi. Bir yanımız bu boşluğun farkındadır. O boşluğu bir şeyle doldurmak isteriz sürekli. Bilinçle doldurulmamış her şey bizi gerçek özümüzden koparır.


Ömrümüz iki nefes arasındadır. Peki bu boşluk nasıl doldurulur? Nefes aldığının farkında olmak nefesi bilinçle doldurmanın ilk adımıdır. Bu olduğun anın içinde olabilmeyi de sağlar. Nefesi alıp ve verirken bekletmemek yaşamı bekletmemek de demektir. Günlük yaşamda ne zaman nefesi tutuyorsak bilelim ki o anda geçmiş düşüncelere dalmışızdır. Bilinçli nefes düşüncelerimizi fark etmeye yardımcı olur. Kendimizi sınırladığımız kapattığımız, paniklediğimiz her anda bilinçli nefes ile bu anın içinden geçebileceğimize inanmamız gerekir. Yaşamda her şey doğal ve akışta olan nefes gibi akabilir. Düşüncelerin değiştiğinde nefesin değişir ve nefesin değiştiğinde düşüncelerin de değişir. Nefesteki dengesizlik, düşüncelerde dengesizliğe sebep olan, birbiriyle iç içe geçmiş çarklar gibidir. Birbirini etkiler ve biri nasılsa diğeri o yönde döner. Bu sebeple, nefesin fizik içeriğinin yanında niyet içeriği olduğunu da bilmeliyiz. Nefes bilinçle ve niyetle doldurulabilir. Bu niyeti kendimiz seçeriz. Bu bilinçli seçim ve niyeti göstermezsek nefes sadece yaşamak için alıp verdiğimiz oksijen ve karbondioksitten oluşur. Oysa nefes yaratıcı güçtür.

Rahman olandan çıkarak insanın özüne ulaşır. Bunun farkında olursak nefesin soluktan fazlası olduğunu, yaratıcı güçten bize üflenen bir yaşam gücü olduğunun da bilincine varırız. Nefesi olumlu niyetlerle doldurmak, şükran duygusu içinde nefes almak gerçek yaşam nefesini dolayısıyla gerçek yaşam enerjisini içimize çekmek demektir. Bilinçli her nefes bizi daha fazla yaşam enerjisiyle (prana) doldurabilir. Her nefes şükür ile alındığında aslında içimizde ikamet eden yaratıcıyı da anmış oluruz. Bu nefesin solunumdan öte mana boyutudur.


Hepimiz birçok sebepten dolayı gün içerisinde nefesi sığ şekilde alırız ve bu sağlığımızla ilgili ciddi bir soruna sebep olmuyorsa değiştirmemiz çok gerekli değildir. Ancak nefesimizdeki ve dolayısıyla düşüncelerimizdeki mevcut blokajları fark etmek ve dönüştürebilmek için bilinçli nefes farkındalığı geliştirerek diğer zamanlarda aldığımız sığ nefesin etkilerini tolere edebiliriz. Hangi seviyede çalışırsak çalışalım nefes, ruh-zihin-beden sağlığımız için ve özümüze bağlantı kurabilmek için en etkili bağlantı aracımızdır.